“Birbirimizi Kırmadan da Konuşabilmeyi Öğrenmeliyiz”
Pınar Baybaşin yazdı…
Son günlerde Rahmi Koç’un anlattığı bir fıkra çok konuşuldu. Kimileri “fazla büyütüldü” dedi. Kimileri gerçekten öfkesini yansıttı. Açıkçası ben burada sadece bir fıkrayı değil, toplumun geldiği duygusal yeri görüyorum.
Çünkü insanlar artık çok dolu ve yoruldu.
Bir Evlilik ve Aile Danışmanı olarak son yıllarda en çok gördüğüm şey şu: İnsanlar kendini anlaşılmamış hissediyor
ve insan anlaşılmadığını düşündüğü yerde en küçük cümleye bile kırılabiliyor.
Bazen bir kelime insanın çocukluğuna dokunuyor bazen yıllardır hissettiği ve yaşadığı dışlanmışlığa bazen de “biz zaten hiçbir zaman tam kabul edilmedik” duygusuna…
Ama aynı zamanda şunu da görüyorum: Toplum olarak birbirimize tahammülümüz de çok azaldı. Herkes çok hızlı kırılıyor, çok hızlı öfkeleniyor ve çok hızlı taraf oluyor.
Oysa bazen insanlar kötü olmak için değil düşünmeden konuştuğu için kırabiliyor. Bu hepimizin hayatında var.
Bence burada önemli olan şey şu:
Birbirimizi aşağılamadan konuşabilmek çünkü bu ülke hepimizin.
Türküyle,
Kürdüyle,
Alevisiyle,
Sünnisiyle,
Kadınıyla,
Erkeğiyle…
Ve artık birbirimizin hassasiyetini küçümsemek yerine anlamaya çalışmamız gerekiyor çünkü insanlar bazen anlatamadığı şeylere tepki verir.
Bir kadın sadece bir fıkraya değil yıllardır hissettiği değersizliğe kırılır. Bir başkası sadece bir cümleye değil, sürekli ötekileştirilmiş hissetmesine öfkelenir. Ama bu demek değil ki sürekli birbirimize öfkelenerek yaşayacağız. Tam tersine…
Belki de artık birbirimizi dinlemeyi öğrenmemiz gerekiyor çünkü bu ülkede herkesin hikâyesi ağır.
Herkesin içinde biraz kırgınlık biraz yorgunluk, biraz anlaşılmama hissi var ve bazen bir toplumu iyileştiren şey siyaset değil, insanların birbirine yönelik düşünce, duygu ve davranışlarıdır.
Bence artık en çok ihtiyacımız olan şey: Birbirimizi değiştirmeye çalışmadan, ötekileştirmeden saygı duyabilmektir ve toplumu iyileştiren duygu insanın insana hissettirdiği güvendir.
Uzm. Pınar Baybaşin
Çift, Evlilik ve Aile Danışmanı